09-13-2007, 18:37
09-28-2007, 18:13
müdür iyi de bu bozuk farkında mısın?
10-03-2007, 00:12
kardeş sen bu dosyaya hic bakmamışsın herhalde.. icine bakta öyle koy
12-30-2007, 00:07
kanki bozuk bu dosya ya ya
12-30-2007, 01:03
Dünya’da Tenis Sporunun Ortaya Çıkışı ve Tarihçesi
Tenis sporunun tarihine baktığmızda tam olarak hangi coğrafyada kimler tarafından oynandığı anlaşılamamaktadır. Ancak kesin kanıtlara dayanmayan 2 hipotez bulunmaktadır.
Birinci hipotez “tenis” ya da ingilizcesi “tennis” sözcüğünden yola çıkılarak elde edilmiştir. Bu hipotezde tenisin eski Mısır’da Nil (İngilizcesi Nile) nehri kıyısında bulunan Tinnis kasabasında oynanmaya başlandığı öne sürülmüştür. “Raket” ya da ingilizcesi “raquet” sözcüğünün ise Arapça’da bulunan “rahat” - kelime anlamı olarak avuç içinden gelmekte olduğu düşünülmektedir.
Bu hipotezin yanı sıra daha fazla kanıtı olan ikinci tahmin ise sporun 11. ya da 12. yüzyılda Fransa’da ruhbanlar tarafından ilk defa oynandığıdır. Manastır duvarlarına çıplak elle top atılarak ya da manastır avlusundaki ipin üstünden çıplak elle topu geçirerek oynanmaya başlandığı düşünülmektedir. Oyun “jeu de paume” yani “el oyunu” olarak adlandırılmıştır. Bazı tarihçiler “tenis” ya da ingilizcesi “tennis” sözcüğünün Fransızca’daki “tenez” yani Türkçe karşılığı “bunu al” ya da “hazır ol” anlamı taşıyan sözcükten geldiğini savunmaktadır. Bu kelimeyi sayı başlamadan önce servis atan oyuncunun rakibine söylediği düşünülmektedir.
Oyun daha çok popülerleştikçe oyuncular ellerinin nasırlaşmasını önlemek için eldiven kullanmaya başlamışlardır. Zaman geçtikçe eldivenlere tahta sopalar da eklenmiştir. Toplar ise iple, kumaş ya da deriye sarılmış saç, yün ya da mantardan yapılmıştır. Sonraki senelerde ip topun üzerine elle dikilerek şimdiki beyzbol topunu andıran bir hal almıştır.
Tenis oyunu kraliyet içinde de popüler olmuştur. 1316 yılında Fransız Kralı 10. Louis hararetli bir tenis maçı sonrasında vefat etmiştir. Aynı şekilde 7. Charles da başını tahta sopaya çarparak tenis sahasında vefat etmiştir. Bu kötü gelişmelere rağmen tenis sonraki krallıklarda da popülerliğini yitirmemiştir.
16. yüzyılda günümüz raketlerine benzeyen tahtadan ilk raket tasarlanmıştır. 1530 yılında İngiliz Kralı 8. Henry ilk defa Hampton Court Palace’ta tenis kortunu inşa etmiştir. Daha sonra bu tenis kortu 1625 yılında 1. Charles tarafından değiştirilmiştir. Günümüzde eşi benzeri olmayan bu gerçek tenis kortları hala bulunmaktadır.
16. yy tenisi günümüzde 4 ülkede halen oyananmaktadır. Fransa’da “Jeu de Paume”, Avusturalya’da “Royal Tennis”, Amerika’da “Court Tennis” ve İngiltere’de “Real Tennis” olarak adlandırılmıştır. Oynanıldığı saha ise tenis ve squash sahasının birleşimini andırmaktadır. Zemini ve filesi günümüz tenis kortu özelliklerini taşıyan ama squashtaki gibi top sektirilebilen yüksek duvarları bulunmaktadır.
18. yüzyılda günümüzde oynadığımız saha tenisi ortaya çıkmıştır. İngiltere’deki aristokratların misafirlerini evlerinde eğlendirmek amacıyla arkabahçelerine açık olarak yaptırdıkları sahalar, günümüz tenis kortlarını oluşturmuştur. Bunun sonucu olarak saha tenisi üst sınıfın oynadığı bir spor haline gelmiştir.
Bazı tarihçiler saha tenisinin 18. yy sonlarında oynanmaya başlandığını ve kısa bir süre sonra yazın oynanan popüler İngiliz oyunu kroketi geride bıraktığını düşünmektedir. Oyun daha sonra İngiliz binbaşısı Walter Clopton Wingfield tarafından geliştirilip 1873 yılında oyunu oynayabilmek için gereken ilk patentli ekipmanlar dizayn edilmiştir. 5 yirmi bir şilin (İngilizlerin eski altın parası) değerinde olan ekipmanlar, iki adet file kazığı, file, raketler ve Hint kauçuk topları bulunan bir kutunun içinde yer almaktadır. Wingfield bu oyunun adını “saha tenisi”nin yanı sıra Yünanca’dan türetilmiş “Sphairistike” yani “Top Oyunu” olarak adlandırmıştır. İçinde tenis oynamak için gereken bütün malzemeleri bulunduran bu kutular Clarence and Joseph Clark adında iki kardeş tarafından 1874 yılında Amerika’ya ihraç edilmiştir. Amerika’da Mary Outerbridge’in ilgisini çeken tenis oyunu, bazı tarihçilere göre Amerika’daki ilk büyük tenis turnuvasını organize eden Emilius’un kardeşidir.
Saha tenisinin düzenleyicileri Marylebone Cricket Club (MCC), İngiliz kroketini yöneten klüp idi. 1876 yılında Wingfiels’in yazdığı kuralları MCC tekrar ele alarak günümüzde oynanan iki servis hakkını ve oyun puanlama sistemini oluşturmuştur. Daha sonra MCC sporun kontrol hakkını Wimbledon’da yer alan All England Club’a 1877′deki ilk şampiyonadan sonra devretmiştir.
Bu ilk şampiyonadan sonra All England Club uluslararası turnuvaları da düzenler hale gelmiştir. Bundan 4 yıl sonra Amerika’da Birleşik Devletler Milli Saha Tenisi Derneği (United States National Lawn Tennis Association) kurulmuş ve Milli Şampiyonaları (National Championships) düzenlemeye başlamıştır. (Bu şampiyonalara sadece ABD yerleşikler katılabiliyordu.)
1891 yılında Fransızlar ilk defa Paris’te milli şampiyonalarını başlatmışlardır. Bu süre zarfında tenis Belçika’da ve Almanya’da da yayılmaya başlamıştır. İlk Alman milli turnuvası 1896′da yapılmıştır.
1900 yılında ilk Davis Cup Amerika ve İngiltere arasında oyananmıştır. 1905′te Avusturalasya (Avusturalya ve Yeni Zellanda) da Davis Cup’a katılmış 1907 yılında ilk şampiyonluğunu kazanmıştır. Avusturalasya Milli Sampiyonası daha sonra Avusturalya Açık (Australian Open) olarak oynanmaya başlanmıştır.
1911 yılında bir uluslararası tenis federasyonunun gerekliliği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda saha tenisi de hızla dünyada popülerleşmiş ve varolan Milli Tenis Derneği’nde (National Tennis Associations) iki farklı tenis anlayışının birleştirilmesi öngörülmüştür. Bu öngörüyü sunanlar arasında Titanik’te ölen Duane Williams, Charles Barde (Honorary Secretary of the Swiss Tennis Association) ve Henri Wallet (French Tennis Federation) de bulunmaktadır.
1913 yılında Paris’te düzenlenen Genel Konferans’a 12 milli dernek katılarak Uluslararası Saha Tenis Federasyonu (International Lawn Tennis Federation) kurulmuştur.
Tenis sporunun tarihine baktığmızda tam olarak hangi coğrafyada kimler tarafından oynandığı anlaşılamamaktadır. Ancak kesin kanıtlara dayanmayan 2 hipotez bulunmaktadır.
Birinci hipotez “tenis” ya da ingilizcesi “tennis” sözcüğünden yola çıkılarak elde edilmiştir. Bu hipotezde tenisin eski Mısır’da Nil (İngilizcesi Nile) nehri kıyısında bulunan Tinnis kasabasında oynanmaya başlandığı öne sürülmüştür. “Raket” ya da ingilizcesi “raquet” sözcüğünün ise Arapça’da bulunan “rahat” - kelime anlamı olarak avuç içinden gelmekte olduğu düşünülmektedir.
Bu hipotezin yanı sıra daha fazla kanıtı olan ikinci tahmin ise sporun 11. ya da 12. yüzyılda Fransa’da ruhbanlar tarafından ilk defa oynandığıdır. Manastır duvarlarına çıplak elle top atılarak ya da manastır avlusundaki ipin üstünden çıplak elle topu geçirerek oynanmaya başlandığı düşünülmektedir. Oyun “jeu de paume” yani “el oyunu” olarak adlandırılmıştır. Bazı tarihçiler “tenis” ya da ingilizcesi “tennis” sözcüğünün Fransızca’daki “tenez” yani Türkçe karşılığı “bunu al” ya da “hazır ol” anlamı taşıyan sözcükten geldiğini savunmaktadır. Bu kelimeyi sayı başlamadan önce servis atan oyuncunun rakibine söylediği düşünülmektedir.
Oyun daha çok popülerleştikçe oyuncular ellerinin nasırlaşmasını önlemek için eldiven kullanmaya başlamışlardır. Zaman geçtikçe eldivenlere tahta sopalar da eklenmiştir. Toplar ise iple, kumaş ya da deriye sarılmış saç, yün ya da mantardan yapılmıştır. Sonraki senelerde ip topun üzerine elle dikilerek şimdiki beyzbol topunu andıran bir hal almıştır.
Tenis oyunu kraliyet içinde de popüler olmuştur. 1316 yılında Fransız Kralı 10. Louis hararetli bir tenis maçı sonrasında vefat etmiştir. Aynı şekilde 7. Charles da başını tahta sopaya çarparak tenis sahasında vefat etmiştir. Bu kötü gelişmelere rağmen tenis sonraki krallıklarda da popülerliğini yitirmemiştir.
16. yüzyılda günümüz raketlerine benzeyen tahtadan ilk raket tasarlanmıştır. 1530 yılında İngiliz Kralı 8. Henry ilk defa Hampton Court Palace’ta tenis kortunu inşa etmiştir. Daha sonra bu tenis kortu 1625 yılında 1. Charles tarafından değiştirilmiştir. Günümüzde eşi benzeri olmayan bu gerçek tenis kortları hala bulunmaktadır.
16. yy tenisi günümüzde 4 ülkede halen oyananmaktadır. Fransa’da “Jeu de Paume”, Avusturalya’da “Royal Tennis”, Amerika’da “Court Tennis” ve İngiltere’de “Real Tennis” olarak adlandırılmıştır. Oynanıldığı saha ise tenis ve squash sahasının birleşimini andırmaktadır. Zemini ve filesi günümüz tenis kortu özelliklerini taşıyan ama squashtaki gibi top sektirilebilen yüksek duvarları bulunmaktadır.
18. yüzyılda günümüzde oynadığımız saha tenisi ortaya çıkmıştır. İngiltere’deki aristokratların misafirlerini evlerinde eğlendirmek amacıyla arkabahçelerine açık olarak yaptırdıkları sahalar, günümüz tenis kortlarını oluşturmuştur. Bunun sonucu olarak saha tenisi üst sınıfın oynadığı bir spor haline gelmiştir.
Bazı tarihçiler saha tenisinin 18. yy sonlarında oynanmaya başlandığını ve kısa bir süre sonra yazın oynanan popüler İngiliz oyunu kroketi geride bıraktığını düşünmektedir. Oyun daha sonra İngiliz binbaşısı Walter Clopton Wingfield tarafından geliştirilip 1873 yılında oyunu oynayabilmek için gereken ilk patentli ekipmanlar dizayn edilmiştir. 5 yirmi bir şilin (İngilizlerin eski altın parası) değerinde olan ekipmanlar, iki adet file kazığı, file, raketler ve Hint kauçuk topları bulunan bir kutunun içinde yer almaktadır. Wingfield bu oyunun adını “saha tenisi”nin yanı sıra Yünanca’dan türetilmiş “Sphairistike” yani “Top Oyunu” olarak adlandırmıştır. İçinde tenis oynamak için gereken bütün malzemeleri bulunduran bu kutular Clarence and Joseph Clark adında iki kardeş tarafından 1874 yılında Amerika’ya ihraç edilmiştir. Amerika’da Mary Outerbridge’in ilgisini çeken tenis oyunu, bazı tarihçilere göre Amerika’daki ilk büyük tenis turnuvasını organize eden Emilius’un kardeşidir.
Saha tenisinin düzenleyicileri Marylebone Cricket Club (MCC), İngiliz kroketini yöneten klüp idi. 1876 yılında Wingfiels’in yazdığı kuralları MCC tekrar ele alarak günümüzde oynanan iki servis hakkını ve oyun puanlama sistemini oluşturmuştur. Daha sonra MCC sporun kontrol hakkını Wimbledon’da yer alan All England Club’a 1877′deki ilk şampiyonadan sonra devretmiştir.
Bu ilk şampiyonadan sonra All England Club uluslararası turnuvaları da düzenler hale gelmiştir. Bundan 4 yıl sonra Amerika’da Birleşik Devletler Milli Saha Tenisi Derneği (United States National Lawn Tennis Association) kurulmuş ve Milli Şampiyonaları (National Championships) düzenlemeye başlamıştır. (Bu şampiyonalara sadece ABD yerleşikler katılabiliyordu.)
1891 yılında Fransızlar ilk defa Paris’te milli şampiyonalarını başlatmışlardır. Bu süre zarfında tenis Belçika’da ve Almanya’da da yayılmaya başlamıştır. İlk Alman milli turnuvası 1896′da yapılmıştır.
1900 yılında ilk Davis Cup Amerika ve İngiltere arasında oyananmıştır. 1905′te Avusturalasya (Avusturalya ve Yeni Zellanda) da Davis Cup’a katılmış 1907 yılında ilk şampiyonluğunu kazanmıştır. Avusturalasya Milli Sampiyonası daha sonra Avusturalya Açık (Australian Open) olarak oynanmaya başlanmıştır.
1911 yılında bir uluslararası tenis federasyonunun gerekliliği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda saha tenisi de hızla dünyada popülerleşmiş ve varolan Milli Tenis Derneği’nde (National Tennis Associations) iki farklı tenis anlayışının birleştirilmesi öngörülmüştür. Bu öngörüyü sunanlar arasında Titanik’te ölen Duane Williams, Charles Barde (Honorary Secretary of the Swiss Tennis Association) ve Henri Wallet (French Tennis Federation) de bulunmaktadır.
1913 yılında Paris’te düzenlenen Genel Konferans’a 12 milli dernek katılarak Uluslararası Saha Tenis Federasyonu (International Lawn Tennis Federation) kurulmuştur.